26 Ocak 2026 Pazartesi

Personam

 Annem, tüm acıların personam, şimdi tüm kadınlar senin suretinde can çekişiyor. Gölgesi oldum çığlıkların, içime kustuğum tüm dünyayı şimdi yeniden yaşıyorum. Evet bugün bir kadın daha çöp kutusunda, sessizce ölenlerin sesi olmaya ant içtiğimiz bu dönemlere, üzerimizde oynanan oyunlara, politikalarına, hepsine lanet olsun. Seni seviyorum canım kadın.



31 Mayıs 2025 Cumartesi

Yenidoğan Kokusu

Aslına sadık kalınan portreler çağında

Uykuma eşlik eden suretinin büyüsü

Canı acımış belli

Koparırcasına tenimi usulca

Sadık cümleler babadan kalan

İnanır gibi septik içsel duyularla

Karmaşık bir evren

Hiçlik tüm külleri savuran varlığa

Bir diyalog açlığı ötekinde zuhur eden

İçkin konuşmalar yakalandıkça iğnesi kendine

Titredikçe sarılır anlamı yoksun tümceler

Duruşunda kurşun ağırlığı 

Sessizce yanaşır, sevgisi utangaç

Sureti muallak bu gitmelerin

Ardında yenidoğan kokusu ölünün





13 Aralık 2024 Cuma

Ben Lilith

Kadınların göbek bağları

Yaralarından yaşama akan

Kendini var eder kendinden

Bitkiye hayvava tüm canlara

Mühürlendi günahlar doğduğumuz evlere

Kazanlar kaynadı şifası erler sofrası

Ateşi uygarlıklar ötesi dilsiz

Kana karıştı bir tutam rezene

Beşikte devr-i alem sancısı

Kanamasında ilahi bir utanç

Çocukluğa yas tutan 

Bu topraklar gözlerine sinmiş buhur kokusu

Ne kadar geri saymalı

Zincirleme aile ediminde

Aşklar cinayetler

Yan yana olası muhtemel sığınaklar

Ben Lilith

Hayallerimi...

Cehenneme gömdüğünüz


7 Aralık 2024 Cumartesi

Dilden Öte

Tanrılarımız suskun olmalı

Çocukluğa yaslanmış korkutmalara

İçinde narince dolaşan karmaşık

Bir teselli verciler yalvaran

Toprak ananın kucağında

Lanetli çocuk oyunları

Edebi olanın tozu

Adına molekül demekten aciz

Benim tanrım hala ellerini sabunluyor

Kar yağdığını sandığım

Lavlar yükseliyor yanmaya ne hacet

Acılarımız içkinliklerimiz

Bir sarkaç ucunda

Salındıkça midemiz bulanıyor

Bizli mısralar ben olamamış

Yanağını okşayan karahindibağ

Nasıl da savrulmayı bekler

Dokunmadan rüzgârdan ürkek

Ahenk zevk pınarında boğulmuş

Koca bir boşluk

Uyum günah kapılarını tıklayan

Nefes almadan sözcükleri kusan ardıl oyunları

Herkesin bildiği hikâyelerin 

Bilinmeyenleri...

Şifreli diller uyduran annem 

İncinmemiz dilden öte


06.12.2024

6 Eylül 2024 Cuma

Etobur Sessizliği

Kaçıncı peron bilmiyorum, ıslak edilgen bir bilet 

Pencereden gölgeler geçiyor üstü örtük izinsiz

Bir ağaç dalı gürültüsü ile sıyrıklar tende

Yavru domuzlar viyaklıyor uzaklardan 

Faili meçhul bir gidiş bu, tek yön çıkmazı

Etobur sessizliği bozgun ulumalar

Tanrıya inandım Spinoza neşesinde

Gürgen ağaçları katil besler damarlarında

Sis dağı yalnızlık örüntüsü, eklemlendikçe sonsuz

Mağaraya sığınan yolcular, tadına varalı incirin 

Siğillere üfleyen cadılar takdire şayan

Bir gemi geçiyor kızıl karadan, gün tufan değil

Nereye gittiğimi bilmiyorum, vahşi tek düze 














12 Mart 2024 Salı

GAİA'NIN KOCA RAHMİ

Yaznızlık ki çift kişilik

Çarşaf buruşmaları

Tepinilen koca boşluk

Eşikte olan hüzün 

Tüket beni

Ten bir zırh olsaydı

Hissetmeden düzüşmelere gebe

Gaia'nın koca rahminde

Doyumsuz salyalı

Çocuklar can çekişiyor

Ormanın derinliğinde

Çırıl çıplak ararken geçmişi

Erginlenen tohumlar

Zaman aşısı

Determinik bir yokluk 

Sezgilerim

Serzenişlerimi yutuyor

Hani biz saatlerce durduk ya

Durduğumuz yerdeyim


7 Şubat 2024 Çarşamba

Sürrealizmin Cadıları

Amerika Kıtasında Yaşamış Sürrealist Kadın Ressamlar 

Kay Sage (1898-1963)

Alice Phillipot (Rohan) (1904-1987) 

Elsa Thoresen (1906-1994) 

FridaKahlo (1907-1954) .

Helen Lundeberg (1908-1999)

Remedios Varo Uranga (1908-1963) 

Gertrud Abercrombie (1909-1977)

Stella Snead (1910-2006)

Dorothea Tanning (1910-2012)

Muriel Streeter (1913-1995)

Brigdet Bate Tichenor (1917-1990)

Leonora Carrigton (1917-2011)  

Sylvia Fein (1919 - ) 


Avrupa Kıtasında Yaşamış Sürrealist Kadın Ressamlar

Grace W. Pailthorpe (1883-1971)

Valentine Hugo (1887-1968)  

Marion Elizabeth Adnams (1898 - 1995) 

Edith Rimmington (1902-1986)

Toyen (Marie Cerminova) (1902-1980)

Rita Kernn – Larsen (1904-1998) 

Jane Graverol (1905-1984)

Nusch Eluard (1906-1946) 

İthell Colquhoun (1906-1988)

Emmy Bridgwater (1906-1999)

Leonor Fini (1907-1996) 

Rachel Baes (1912-1983)

Unica Zürn (1916-1970)

Eva Švankmajerová 1940-2005)

28 Ocak 2024 Pazar

Arayüz Yalnızlığı

Ardına düştüğün yekpare düzlem

Yalnızlığından içeri yalnız

Ekinler döndü kışa

Mevsimler kendilik

Siyahına susamış içler gnostik

Fosiller katrandan kana bulamış

İlahi komedya

Fraktal gönüller

Totaliter bir arayüz

Kim ki yağmur üstünü örter mi

Emzikli bir ucube

Analitiğim serserim

Akındığın derelerde son bâkir

Saman dikiş tutmaz 

Üstüne çiz tüm resimleri

2 Ocak 2024 Salı

Zeytin Ağacı Uykusu

Asırlık bir rüya süregelen gölgesinden

Ki
Gölgesine sığındığım kollar
Güneş kuzeye varmayı unutalı
Araya sığınaklar kondurdum buselere teşne
Varmış yokmuş masal dilinde kanatlı
Ki
Uçamıyor sonsuz
Bir Pi ekledim yalnızlığa artıklı günlerden
Tenin ızdırabı sömürmüş gözleri
Ulumalar taşırmış nefsi
Ki
Heceli iklimler ardından toz bulut
Şarkılar donar yüreğin ızgarasında
Kökleri üstümüzde yara bere
Annesi babasında kilitli ağıt
Ki
Bağlamsız suretler aşı boyalı evlerde
Kazındıkça duvarlar uçsuz bucaksız imgelem
Hangi katta takıldık
İniyor muyuz çıkıyor muyuz
Ki
Uykusunda büyüyor bir sebi
İrkilmeleri nereden emanet
Parmağını emzikleyen
Poleni üstünde can çekişen zaman



25 Kasım 2023 Cumartesi

YOĞURT-CİGARETTE-OBJECT

Kansız cinayetlere gebe kalan geçmişi kendine drama yaratan okaliptüs, Castaneda yüzleşmesi ormanın kralını üzerime saldı, korkak tavşan Alice çıkmazında kendini arayan muskat sarhoşluğunda yine zamanın hangi diliminde olduğundan bihaber, zil zurnayken klavyede parmakların imla cımbızı araması, yazılan bilimsel makalelerin harfleri notalardan oluşuyor, notalara basıyorum ve duyuyorum ilk defa duyuyorum, sözcükleri iki defa yazmanın cinine çarpıldım, köşeli bardaklar içimde yuvarlanıyor kana kana içiyorum, bir şiir geliyor gözümün tanının 90 derecesine, eğip büküyorum, içinden tılsımlı iksir çıkıyor ve şemsiyemi delip geçiyor, aydınlandık, çıplak gelir huzursuz düşünceler giyinmeyi unutmuş çocukluk, cümleler düşerken agulamanın tüm naifliğine sarıldım ısındım, sonra ısınmayı düşündüm parmaklarımı prize sokup bir örümceğin yuvasını gasp ettim, pür zihin endamı eril dişilin ötesi, ahenk düştü...

22 Kasım 2023 Çarşamba

Taş Ayna

Bir narsistin kollarında acı çekiyor dünya

Sıkıca sarmalar, sarmalanan geçmişten eksik

Zamanı askıya alan çocuklar hep eksik

Sürçmeler ki nefsi müdafaa

Sonbahar yapraklarını öksüz bırakır mı kışa

Pastoral bir aritmetik sayılar küskün

Hikâyeleri ortak olanların nefreti kuşattı çağı

Tek gecelik bir düzüşme yıllar sürdü

Buğulu bir banyo aynasında çoğaldı

Zihnin olağanca gücüyle yırttığı benlik

Dönüp dolaşıp gebe kendilik oyunlarına

Çoğaldıkça parçalanan solucan günlükleri

Yasemin kokusu sinmiş ellerine yorgun çilli

Askıda bekleyen biçilmiş kimlikler

Doğmamış bebeklere bir tabut Freya

Ruhuna çuvaldızı batırıp su olup akanlar

Dantelaların ilmeğinde sonsuz imgelem

Oradan okuma yapınız tarihi yazan beyhudeler






14 Eylül 2023 Perşembe

Sen Uyurken

sen uyurken şiirler yazdım
fotoğraflarda yüzlerini karaladıklarıma dönüşeceğimi sanmadan
annemin kırmızı geceliğine teşekkür ederken
bilemedim annesinin mavi geceliğini
barok şemsiye altında kutsadım tüm kadınlarımı
sen uyurken tekrar ettim belleğimi
geride bırakılan birkaç imgeye sarıldım
bizimki yoksul yokuşu değil 
yoksun yokuşuydu
kar yağdığında korunaklı
sen uyurken gözyaşı döktüm
bağlanmana, yalnızlığına, rutinlerine 
tüm ademlerime
gözlerini oydum yetişkin oyuncaklarımın
tene, kokulara tüm duyarlara
sen uyurken dünya dönmeye devam etti
rüyalardan kısa
gerçeküstüne yakın gerçeğe uzak
böyle bir aralıkta sonsuz işareti
sen  uyurken kayıplar oldu
yaslar yasına dönüştü
bilemedim yoğun bakım ünitesinde olduğunu
ve o şarkıyı dinlediğini







9 Temmuz 2023 Pazar

Uçurum Çekmesi

Sis Dağı'nın doruğundan baktım uçurumdan aşağı, sanırım birçok kişiye olmuştur bu his. Sisli, puslu uçurum çağırır gel diye. O an diğer tüm anlardan farklıdır, saliselerin uzayıp koca bir film şeridi olması. Ölmek için çok romantik bir o kadar da dehşet verici bir an. Parçalarını izlersin kendinin kırmızıya boyanmış sis yumağı. Özlediklerin geçer gözünün önünden sessizce yol alır ve yok olur, yokluk üzerine düşünmeye değer filozofum düşün! Sen düşünürken hissettiklerimi dişil sezgisel gücümle analitik kusmuklara akıtırım. Ne çok üstenci bakış, otun bokun otoritesi... Uçurum çekmesi de yarım kaldı yarım kalan diğerleri gibi. Bir anlam bir anlamı nasıl doğurur örümcek sarmalı bu. Yo yo natura değil genetik mutasyon değil mi doktorum? Lobotomi de elzem... Tinimiz dolaşıyor ağrı eşiği çıkmazlarında. Yoğun bakımdan gelen futbol maçı anlatan spiker sesi koridora kadar uzayıp hıçkırıklarla birleşiyor. Ölümle dalga geçen sağlık görevlileri sizi kutsuyorum. Keşke fona vasiyet müziği koysaydınız daha derinden, ya da bir komedi filmi, gider ayak gülelim eğlenelim.


Özel bir hastanenin koridor günlüğünden...

2016

30 Nisan 2023 Pazar

Derinlik Sarhoşluğu


Rüzgarın asıldığı evler

Hışırtılar ve tıkırtılar içinde

Ölülerin bataklık izmleri

Önü ilikli cübbelerin ceplerinde eller saklı

Burnu kanamış mevsimlerin

Ki...

Mevsimler buharlaşmış tende

Tamlandım sandım beden çıkmazlarında

Bir elma ısırığında zehirlendi kara orman

Kral yollarına giden tren damıttı yalnızlığı

Çoklu evren, distopik panjurlardan sızdı

Kanayan burnunu izledim

Ölürken izlenmenin doyumu

Yas tutuyorum yaşadığıma

Öldüğüne değil

Bebeklerin siyah beyaz kırmızı evreni

Yalancı emzikleri söğürüyor

Anne sütünden yoksun incir sütüne müptela

Taşın sırrı elzem

Yağmurum suretinde asıldı bir şemsiye

Sandıklar yutuyor pusulaları

Sis çöktü güneş görmeyen yerlere

Nadasa bırakıldı yine kalpler

Sakin bir akşamüstü yırtık bir fotoğrafta

Tamlandı imgelem

Düsturu italik sarkaçlarla eşdeğer

Ne çok anlattı yazar noktasız

Hangi sen ele verecek kendini


14 Nisan 2023 Cuma

POLİTİK MOLEKÜLER

Retorik enzimlerde beyhude serserilik, eşiklerimiz her geçen gün daha da kaygan. Yağmur sonrasının kokusu sinmiş tenlerimize sisli bir sonbahar sabahı. Böyle basit bir duygulanımın içinde kaybolmaktan korkamayan gölgelerimiz, uzadıkça güneş tutuluyor. Günler göçebe şehirlerin üzerine betonlar yağdırıyor. Neresinden tutsak yalnızlık duvarlarının, çatlıyor sızıyor içeri. Öfkelerimiz ehlileşiyor sağaltım adı altında. Hiçliğimiz fiyakadan öteye gitmiyor bu kaporta çağında. Canımız acıyor, siyah yutuyor gök kuşağını. Tabula Rasa'ymış, bize ait olmayanların altında ezilmemizin iz düşümü kimden sorulur bayım. Siz ki cenneti vadederken şeytanla sevişmelerinize tanık olduk. Arının bayım, Ege'de bir kasabaya yerleşin hiç olmadı. Gözleriniz kan çanağı, inandığınız Tanrının umurunda değilsiniz. Atılmış ve unutulmuş olmak bu kadar mı canınızı acıtıyor. Bir ödül mü istiyorsunuz ölümden. Tavsiye vermek şanımızda var. Çırılçıplak yüz bir nehirde mesela ataların gibi. Suyu, toprağı, ateşi hisset. Bu sabah bir amca ormanda bağırıyordu merhaba ağaçlar diye... bunu dene. Bir kere kelimenin tam anlamıyla delir. Muaf ol hayattan ki yaşam kıymetli olsun. Siz bayım bu ülkenin başına gelen en büyük seri katillerden birisiniz. Sizi romantize etmek gibi bir derdim asla yok. Çocukluğa duyduğum saygıdan, çocukluğunuza bile inmek istemiyorum. Keşke annenizin başı ağrısaydı o gece ve doğmasaydınız. 

5 Nisan 2023 Çarşamba

UÇAMIYORSAN DÜŞ NE OLACAK

Sahnesinde uyuya kaldığım filmler 

Kaldığı yerden devam etmekte düşümde

Sabah yapışır mı avuçlarıma

Sakarlık bâki tende

Sorular sorduran yılan başlılar

Elleriniz ateşi yutan

Sonsuzluğa üç nokta konur mu

Koydum boğazıma düğümlenen

Çarmıha çivileyen elleri lanetledim

Bağlanmalarım küp şekerli alyans 

Tek küp şeker bebeğim

Kolajladım seni tarihi geçmiş tüm mecmualarla

Solgun, asi, bölük pörçük

Bir bar klozetinde karşımda asılı duran resme ağladım

Siz hiç işerken ağladınız mı

Kana karıştı idrarım 

Hiç bu kadar üşümemiştim

Üstenciliğiniz bir benzin istasyonunda 

Otel askısında kaldı



21 Mart 2023 Salı

Sessizliğin Gürültülü Uçurumu

Bir kuşun koparılmış kafasında kaldı çocukluğum

O yüzden şırıngayla besledim onları

Ürkütülmüş gölgelerin yüksek uçuşları

Kim sevmedi seni bu kadar

Hangi vakitler silmeyi öğrendin 

Yeri, göğü, eğrileri, doğruları

Kim mühürledi seni çıkmaz bir otobanın sol şeridinde

Kanayan bir irin

Şehirler üstümüze yağdı

Sen algoritmadan ibaret 

Çürümüş kalplerimiz bir emoji

Sesleri emzikli yastıklarla savuşturan 

Seküler libinidal çocukluğum

Voodoo bebeklerine batırılan iğneler canımı yakıyor




9 Ocak 2023 Pazartesi

AVAZ


Hangi tende asılı kaldı zaman
Hangi yüzler sızdı, acıttı
Topraktan ikonalar yaptım, tapındım
İçe kusan yalnızlıklar
Fenix'in elleri gibi annem 
Kötürüm
Asal sayıların düzleminde 
Kaç yanlış bir doğruyu götürdü
Doğrularınız mösyö
Duygularınız vajinamda ölüyor
Hangi beni gömdünüz sonsuzluğunuzda
Babaların bastonu sert olur
Arkadan sinsice gelir cinnet
Gözleri boşluğu kutsayan
Bağlanmalarınız mösyö başınızı okşayan
Duvarlar bayım tırmanılmaz
Yıkılır
Hangi tende asılı kaldı çocukluğum